ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ABD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2009 Perşembe

SARI NEYİN RENGİ?

Sarı renk ile ilgili söylenenler çeşitlidir. Parlaktır. Göz alıcıdır. Canlıdır. Zenginliğin ve ışıltının rengidir. Umut verir. Sarı aynı zamanda geçiciliğin ve ihanetin rengi olarak da bilinir.. Hangi anlamına çekerseniz çekin sarı kayıtsız kalınamayacak bir renktir..

Siyasette de renkler önemli.. Renkler etkili.. Mesela ben siyasetçilerin rengini bilmek isterim.. Benim siyasetçim bayrak kırmızısı ve ay yıldız beyazı olmalı.. Rengi benim ülkem olmalı..

Erken seçim sesleri yatışıp yerini Albayımın tutuklanması tantanası alırken gündemde ilginç gelişmeler de yavaşça yerini alıyor.. Mesela pek dikkatlere gelmedi ama AKEPE iktidarına ilaç olacağı ümid edilen bir Sarı isim kalkıp Abant toplantısında AKEPEyi destekler gibi hareketler yaptı.. Bu Sarıoğlan niye böyle hareketlere girdi rivayetler muhtelif..

Rivayet der ki bu Sarıoğlan gelecek seçimlerde kendi alacağı oy ile AKEPE oyunu hesaplayıp kıyak bir koalisyon ile iktidar olmayı garantilemek istiyor olabilir.. Rivayet diyor ki bu Sarıoğlan aslında öyle Karaoğlan'ın mirasını taşıyacak çapta değil ve Deniz bunu Atatürk'ün partisinden göndermekle çok iyi yaptı..

Rivayetler bitmez.. Rivayet odur Sarıoğlan da emperyalist dediğimiz ABD ile derinden ince ama sağlam bağlarla bağlı.. Birkaç yıl önceki ABD ziyaretini açıklayamamasını orada ABD'den gizlice kurs aldığına bağlayanlar da var ve bunlar boş adamlar değil.. Hatırlayanlar Kemal Derviş fiyaskosunu hatırlar.. Adeta bir kurtarıcı gibi-bir kahraman gibi siyasi krizin ve gerginliğin içine pompalanan Kemal Derviş patlatılmış ve ümitler boşa çıkarılmıştı-bizi AKEPEli günlere itmişti.. Bu Sarıoğlan da Derviş efendinin yürüdüğü adımları hatırlatır bir çizgide ilerliyor. Hatta Kimlerle ilişkileri olduğun-kimlerle gezdiği ve kişilerin bağlantıları kabaca incelendiğinde iplerin ucu bizi ABD'ye ve Küresel sermayeye kadar götürüyor.. Hükümetleri deviren ve Küresel Sermayenin oyuncağı sivil toplum kuruluşları ile dirsek temasını aşıp kolkola girdiği söylentileri dolanıyor..

Dedik ya bunlar rivayet.. Rivayetler bitmiyor.. Diyorlar ki Recep'in vakti doluyor ve yerine geçecek varisi yavaştan ısıtılıp piyasaya sürülmeye başlanıyor..

Partilere saygım var ama liderleri hakkında rahatça atıp tutabilirim.. Mesela Deniz Baykal'la pek hoşlaşmam ama saygım var.. Mesela Bahçeli'yi hatalı-eksik gördüğüm yerler olsa da Bahçeli de gözümdeki temiz adamlardandır-vatanı satmaz. Cindoruk ve takımı da fena değil gibiler mama ben ı-ıh diyorum- artık gençlere yolu açmaları lazım-yolu tıkıyorlar. Osman Paşa bir parti kurdu ama ne kadar oy alır bilemiyorum.. TEK parti AKEPE kalsa ya da "aman dünya yıkılacak bu senin oyun karar oyu" deseler dünyayı feda ederim yine AKEPE'ye oy vermem.. Saadet partisi yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıktı hesabı-benim için AKEPE'den zerre kadar farkı yok.. Aynı suyun aynı hamurun ürünü bunlar.. DTP'yi anmıyorum bile.. Diğerleri de kusura bakmasın onları da bilmiyorum-saymıyorum..

Şimdi bu yukardaki tabloya bakıyorum da aslında benim gelecek seçimde oy vereceğim adam pek yok.. Ama orda bir durun.. Oy verecem.. Bu seçimde oy verecem.. Oy vermeyin dur deyin demiştim ama bu seçimde oy verme yaşındaki her Türk vatandaşına mutlaka oy verin diyorum.. Kime oy vereceğinizi söyleyemem ama OY vereceğiniz adamı lütfen şöyle kabaca bir araştırın.. Neler yapmış? Kimdir-kimlerle gezer-konuşması nasıl-vatandaşa hitabı saygısı nasıl.. Bunlar önemli.. Konuştuğu kadar dinliyor mu? Umursuyor mu? Verdiği sözleri tutmuş mu? Şimdiye kadar iktidar olduysa neyi başarmış-ne değişmiş? Ülkeye bir faydası olmuş mu? Neler yapmayı ve nasıl yapmayı planladığını açık açık anlatabiliyor mu? İktidar olunca şunları kesin yapacam yapamazsam şerefsizim-suratıma tükürün diye kendine güvenle konuşabilir mu?

Sarıoğlanı sona sakladım.. Sarıoğlan hakkında ne düşünüyorum? Ben Çiller-Erbakan hükümeti dönemini de Ecevit ve uçan Anayasa dönemini de gördüm.. Dervişi de gördüm-AKEPE'yi de.. Açıkçası bu aralar yükselen "umudumuz Sarıgül-Başbakan Sarıgül" seslerini de çok-ama ÇOK ihtiyatla karşılıyorum.. Seçime hem az hem de daha çok var ve çok şey değişebilir ama ben bu gülün kokularını pek hoş almıyorum.. Bu gülün kokuları bana Texas'ın ünlü sarı güllerini hatırlatıyor ki ben ABD markalı herşeye karşı şiddetli bir alerji sahibiyim.. Burnunuza gelen kokuları önemseyin. Burun ve koku alma mekanizması insanı tehlikelerden koruyan çok önemli bir unusurdur.

Sonuçta ben yoğurdu üfleye üfleye yiyorum. Bu ülkeyi travmadan travmaya sokan-haşat eden AKEPE dönemi beni yordu, tüketti.. Önümüzdeki dönemde bu burnuma gelen nahoş kokularla bilmediğim yerlerde şansımı denemektense bildiğim "deniz"de boğulma riskini almayı tercih ediyorum.. Kötünün içinde iyisini seçiyorum, siz de vatana millete en hayırlı olacağını düşündüğünüz kararı verin-ama aman ne olur AKEPE demeyin..

20 Ekim 2009 Salı

ABD: Sessiz ve Derinden..

UYARI: Gündeme ve gidişata dair siyasi bir eleştiridir. İlgilenmeyenler 3-5 yıl sonra çok pişman olabilir. :)


Amerikalılar Afganistan’da başlarını ağrıtan ve Pakistan dağlıklarında saklanan Taliban militanları ile ilgili bir iyilik düşünüyormuş.. Bu iyiliğin adı da Pakistan’ı kısmen işgal..

Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi ve ordusu.. Elinde nükleer silah bulunan Pakistan’ı –BM ve NATO’dan da destek arayarak- kısmen işgali düşünüyormuş.. Hala düşünmesinin sebebi yukarda belirttiğim özellikler.. Pakistan bu özelliklere sahip olmasa çoktan işgal edilmişti..

Pakistan ABD’nin müttefiki.. ABD’yi destekliyor. ABD’den silah ve para yardımı alıyor. ABD ile ortak operasyonlarda bulunuyorlar.. ABD ile dostlar.. İyi ve sıcak ilişkileri var. (Bu tablo size başka ve ÇOK tanıdık bir ülkeyi hatırlattı mı? Efem? Hehe..) Ve ABD buülkenin topraklarını insansız uçaklarıyla izinsiz olarak bombalıyor-özür bile dilemiyor-üste çıkıyor- ülkeye diyorki “sen bu Taliban ile başa çıkamadın ve ben seni kısmen işgal ederek bu işi kendim yapacam..”

Hayda.. Hani dosttuk.. Yahu ben özgür bir ülkeyim.. Hem senin müttefikinim.. Özgürlük-demokrasi-dünya barışı-kardeşlik ne oldu?

Yok olmaz ben seni kısmen işgal edicem..

Bir minik hatırlatma ABD’li eski bakan Condoleezza Rice BOP-Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde 22 ülkenin sınırları değişecek demişti.. Diyorlar ABD o projeyi rafa kaldırdı felan.. ABD o projeyi ölse rafa kaldırmaz. Salak olmanın bir alemi yok. Önünüze her konanı yemeyin. Haberlere bir bakın. Adım adım örüyorlar düzeni.. Daha bir ay içinde Türkiye açılım manyağı oldu. Büyük Kürdistan ve Büyük Ermenistan derken aslında Büyük İsrail yolunda yavaş ama emin adımlarla felaketimize yürüyoruz..

Şimdi diyen çıkabilir “ yav baba biz de paso Kuzey Irak’a giriyoruz… Bu ne perhiz vat iz diz.. Hee?”

Güzel kardeşim Irak diye bir devlet otorite olarak mevcut değil.. Yok artık onun bir gücü. Adamlar kendi sokaklarında emniyetle yürüyemiyor bu ülke bize nasıl topraklarındaki teröristleri temizlemek için yardım edecek.. Hem yönetimin ipinin kimin elinde olduğu belli değil.. Irak hükümeti elini kaldırana kadar yıllar geçer..

Pakistan Irak değil arkadaşım. Adamların ülkesinde iyi kötü bizim gibi bir düzen var.. İyi kötü demokrasileri var.. Onlar da bizim gibi iç karışıklıklar ve emperyalizmin hortlaklarıyla boğuşuyor-darbelerle kavruluyor-krizlerle ve komşularıyla belalarda yüzüyor.. Kardeş ülke ile kader birliğimiz var..

Kardeş ülke ile kader birliğimiz var.. Bu söze dikkat edin.. Kardeş ülke ile kader birliği.. İlk kim söylemiş bilmem ama cidden kardeşler gibi aynı yoldan gidiyoruz.. Kaderlerimiz benziyor.. Beni de bu rahatsız ediyor..

Efenim ülke gündemlerinde bir hafıza yoklayın-son zamanlarda hep sınırlarımızla ilgili ve hep ucu toprak konusuna dokunan gelişmeler var.. Bu konular hep sıcak ve hep öfkeli konular.. En tehlikelisi ise Demokratik Açılım..

Demokratik değil aslen Kürt Açılımı bu..

Kürtlerle benim problemim yok.. Ama işin bir de başka yanı var. Bir ortamda yeni tanıştığım biriyle sohbet ederken laf geldi açılıma.. “..benim Kürtlerle derdim yok. Ben PKK’ya karşıyım” diyecek oldum.. Cevabımı aldım. “valla benim derdim var arkadaşım. Ben falanca şehirliyim.. Ailemden bir şehit verdim PKK’ya.. Şehirde de her yer PKK sempatizanı ve uyuşturucu satıcısı kabadayılarının eline geçti. İş aş-huzur kalmadı. Okullarda-sokakta çocuğumuz Türkçe konuşuyor diye azar işitip itilmeye başlandı. Buralara göçmek zorunda kaldık.. Benim derdim VAR..”

Bir dokun bin ah işit.. Ekranlarda enteldantel atması kolay.. Doğunun gerçeğini istiyosan vatandaşla konuşmadan olmuyor bu işler.. Ben anladım. Size de şimdi söylüyorum..

İşin aslı şu ki: DIŞ güçler tarafından ORTADOĞU insanı birbirine-kardeşine düşman ediliyor. Pakistan üniformalı bir Avrupalı ajan Hindistanlı askeri vuruyor. 100 metre ötede Hindistan askeri üniformasını giyip bir de Pakistanlıyı vuruyor.. Ondan sonra garibim Hindistan ile Pakistan birbirine giriyor.. Bin bir fitne-fesat-komplo ile işler kan dökmeye gidiyor.. Bir kez KAN döküldü mü de intikam ve kandavasının-nefretin sonu gelmiyor.. Düşmanlık ateşini herkes bir meşale gibi oğluna-kızına miras bırakıyor.. Yangın büyüyor.. İlk kurşunu kimin attığının hiçbir önemi kalmıyor..

Yangın.. Türkiye üzerinde oynana oyunun adı bu. Yangın. Bizi yakacaklar. Bu işin sonu bugün olmazsa 5-10 yıl sonra sokaklarda birbirimizi vurmaya döndürülecek.. Provakasyon ve paralı tetikçi örgütler ile bir yangın başlatılacak.. Sonra DOST ve KARDEŞ ABD ile sevgili NATO yurdumuzu kurtarmak için Türkiye’ye müdahale edecek..

Ondan sonra mı? Filmin sonu söylenmez ama size bir ipucu vereyim..

BOP..